genetik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genetik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2009 Pazar

GDO'lu gıdalar nasıl anlaşılır.


GDO’lu gıdalardaki olumsuzlukları gözler önüne seren Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Fikret Serkan, konuyu katılımcılara şu sözlerle aktardı.

“Sağlıklı gıda sağlıklı bir toplum için vazgeçilmezlerdendir. Günümüzde ülkemiz kanser, AIDS, vb. hastalıkların ciddi tehdidi altındadır. Gerek çevre kirliliği, gerek üretilen gıdalar üzerinde oynanan oyunlar, gerekse ilaç kartellerinin önce mikrobu üretip sonra ilacını dünyaya pazarlamasını içeren çirkin oyunlar sağlığımızı bozuyor. Gıda ürünleri açısından en büyük tehlike GDO’ lu (genleri ile oynanmış) tohumlar ile üretim yapılmasıdır. Örneğin domatese balina geni aşılayarak soğuğa dayanması sağlıyorlar.

— Uzun vadede KANSER yapmaktadır.

—Gelecek yıl için o üründen tohum alınamamaktadır.

—Sonraki yıllarda o toprağa GDO’lu ürün haricinde bir ürün ekildiğinde ürün vermemekte yani toprağımızı kirleterek ebediyen esir almaktadır.

—Her geçen yıl tarla için daha fazla ilaç kullanımı gerekmekte buda hem ilaç hem de tohum yönünden yurtdışına bağımlı hale gelmeye neden olmaktadır.

GDO’lu ürünü nasıl anlarız?

- Orijinalinin mevsimine göre zamansız piyasaya çıkarlar.

- Daha iridirler ve üzerlerinde yumrular halinde şekil bozukluğu vardır.

- Tatları saman gibidir kokuları yoktur

- İçleri beyaz süngerimsi kıvamdadır.

- Çok hızlı sürede üretilirler. Örneğin 30 günde tavuk 5 ayda dana haline getirilirler.

Toplum sağlımızı korumakla görevli AKP hükümeti maalesef çıkardığı kanun ile GDO’lu ürün ve tohumların ülkemize girmesine izin vermiş. Yerli tohumculuğu geliştirmek şöyle dursun içinde yüzyıllardan gelen binlerce tohum çeşidimizi barındıran Tohumculuk Enstitüsü’nü sadece 1 milyon dolara İSRAİL’li bir firmaya satmıştır. Şeker üreticisine kota koymuş, onun yerine Amerikan CARGİL şirketine özel kanunla hormonlu tatlandırıcı üretimine %30 luk bir oran ile (diğer ülkelerde bu oran %7dir) izin vermiştir. Ucuz süt tozu ithali nedeniyle süt ürünleri büyük ölçüde süt tozundan yapılır hale gelmiştir. Hayvancılığın desteklenmesi gerekirken tam tersine ne olduğu belirsiz parça et ithalatına kolaylık getirilmiş, Domuz kasaplık et statüsüne alınarak üretimine kredi sağlanmış, Köylümüzün ürettiği ürünlerin fiyatı ucuzlatılmış tersine ilaç, gübre, yem fiyatları ciddi oranda zamlar yapılarak pahalılandırılmıştır. Bu suretle Köylümüz perişan edilmiştir. Kuş gribi oyunu ile de ülkemizdeki tüm köy tavukları yok edilmiştir.

Saadet Partisi olarak çözüm önerimiz kesinlikle yerli üretim yapılması bunun için üreticiye gerekli desteklerin verilmesidir.

Ayrıca zabıta yasası yeniden düzenlenilmeli, gıda sağlık kontrolleri için gerekli teknik donanımlar çağımızın gerektirdiği koşullara uygun hale getirilmelidir.

Sağlığınız için GDO lu ürünler almayınız tüketmeyiniz. Organik gıdalar yemeğe özen gösteriniz.

Emperyalizmin yeni silahı ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı Tohumlar’

Geceye katılan bir diğer konuklardan Gemlik Ziraat Yüksek Mühendisi GDO’ya Hayır Platformu sözcüsü Ekolojik Yaşam Derneği Başkanı Arca Atay’ın, açıklamalarında geceye damgasını vuran iddialarda bulundu.

Atay; “Türkiye’de şimdiye dek, üretimi ve dağıtımı yasak olan GDO’lu tohumlar, 2006 da kabul edilen Tohumculuk Kanunu ile yasallaştırılmaya çalışılmış ve ülkenin GDO ile işgaline ortam hazırlanmaktadır. Artık yabancı şirketler, gen kaynağı olan ülkemizde, herhangi bir tohumumuzu, biyoteknolojik yöntemlerle kazandırdıkları bir özelliği gerekçe göstererek patentleyebileceklerdir. Tüm Avrupa’daki bitki çeşidine yakın bir sayıda ve 3000’i de endemik olmak üzere, toplam 11 bin bitki çeşidine sahip olan Anadolu coğrafyası, gerçekte bir gen bankası niteliğindedir. GDO işgali, biyolojik çeşitliliğimiz üzerinde büyük bir tehdit oluşturacaktır. Tohumculuk yasasıyla GDO’lu tohumların ülkeye girişinin serbest bırakılması ve ticarileştirilmesi bir anlamda hukuksal güvenceye kavuşturulmuş ve çok yakında Meclis gündemine getirilecek olan Ulusal Biyogüvenlik Yasası ile de bu olay perçinlenecektir. Zira Biyogüvenlik Yasasının ülkeye transgenik ürün girişinin serbest bırakılması ve ticarileştirilmesini sağlayacağı bizzat hükümetin devlet bakanı tarafından açıklanmıştır.

Ulusal Biyogüvenlik Yasasının yabancı gen aktarımlı tohum ve gıdaların giriş ve üretimlerine serbestlik değil yasak getirilmesini istiyor, tüm üreticileri, tüketicileri, sivil toplum örgütlerini ve bilim insanlarını bu konuda uyanık ve duyarlı duyarlı olmaya, düzenlenmekte olan GDO işgal senaryosuna karşı çıkmaya çağırıyoruz.” yorumunu yaptı.

GDO'lu gıdalar gerçekten tehlikeli mi?

GDO 'da en önemli tehlike;
Gen Kaçması'dır. Bu da genetik çeşitliliği tehlikeye sokuyor. Ama bu sadece bir teori. Bir düşünün, tozlaşma ile sadece tek tip canlılar mı ortaya çıkar? Öyle olsaydı ne olurdu? bir örnek vereyim; Golden ve Starking elma çeşitlerini bilmeyen yoktur herhalde. Peki neden Golden çeşidi poleni ile döllenen Starking'lerin hepsi Golden'e dönüşmüyor? Neden Bütün elma çeşitleri tek tip olmuyor? Bu olabilir mi? GDO'lar da diğer bitkiler ile tozlaşınca hepsi GDO olmayacaktır .

Ama zamanla belli bir popülasyona sahip, ve hatta Crossing Over sayesinde daha farklı tiplerle dolu bir genetik havuz oluşacaktır.

Bunun yanısıra eğer gen kaçışı gösteren bitkide Terminatör Gen var ise bu kez GDO olmadığı halde terminatör gen taşıyan GDO polenleri ile döllenen ürünler ya hiç tohum bağlamayacak tohumlar çimlenmeyecektir. Yani Terminatör Gen tohumun ölmesini sağlayacaktır. Bu da GDO kullanmayan üreticilerin gelecek yıl için kendi tohumlarını üretmelerini engelleyecektir. üreticinin bu hakkı engellenmiş olacaktır. Günümüzde GDO ile ilgili yapılan çalışmaların çoğu bu problemleri çözmeye yönelmiştir.
Birçok araştırıcı gen kaçmasının bir şekilde engellemesi için çalışıyor.

Frankeştayn gıdalar sağlığımızı tehdit ediyor

GDOların Tehdit ve Riskleri

1. Biyolojik Çeşitlilik, Tarımsal Biyo çeşitlilik ve Doğal Dengeye Etkileri

Yerel türler tehdit altında.Yaşam bir bütündür ve gen halkalarındaki en küçük bir değişiklik beslenme zinciri yoluyla bütündeki diğer parçaları da etkiler.

Sonuçta insan, hayvan,bitki,mikroorganizmalarda yapılan herbir değişiklik bütünün bir diğer parçası olan tarımsal biyoçeşitliliği, yani sağlıklı beslenmenin temeli olan gıda çeşitliliğine etkileyecektir.

Hastalık ve diğer zararlılara karşı dayanıklı olması için genleriyle oynanmış bir buğday türünün belki verimi yüksektir ama, bir hastalık ya da zararlı sayesinde o türün yok olması ve dünyada artık başka bir buğday yetiştirilmediği için buğday ırkının tamamen ortadan kalkması gibi bir felaketi beraberinde getirebilir.

Modern tarım yüzünden zaten çeşitliler çok azlmış durumdadır.Asya'da mevcut 140 bin çeşitten sadece 6 sı ekili toprakların %70 ini kaplıyor. Azalan çeşitler ise tamamen GDO tehdidi altındadır. Çünkü GDO ların aktarılmış genleri çevresinde geleneksel yöntemle üretilmiş ürünlere geçebilmektedir. Arılar, kuşlar, böceklerve rüzgar gibi tozlaşmayı sağlayan etkenler GDO lu polenleri komşu tarlaya taşıyor ve oradaki üründe de genetik değişikliğe yol açıyor. "GEN KAÇIŞI" adı verilen bu bulaşma sonucu yaşamın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyan bitkiler tek tipleşmekte ve doğal çeşitlilik azalmaktadır. Milyonlarca yılda oluşan türler 5-10 senede yok olmaktadır.

Birkez gen aktarımı başlatılınca genetiği değişmiş ürünün, genetiği değişmemiş
ürünlere bulaşması -ileriki nesillere de aktarılacağından- önlenemez hale gelmektedir.

Yararlı böcekler yok oluyor. Zararlı böceklere karşı dayanıklı olmalarını sağlamak için bazı bitkilere aktarılan toksin (zehir ) karakterli genler o böcekleri yiyen yaralı böcek türlerinin de yok olmasına neden oluyor.

(Toksin karakterli BT(Bacillus thuringiensis)geni aktarılmış bir bitkiyi yiyen bir böcekle beslenen Uğur böceği (gelin böceği) gibi yararlı böceklerin ölüm oranının arttığı ve gelişmelerinin geciktiği saptandı-Hagedorn 1998)


Bir risk ise toksinin etkin olduğu böcek türleri bu toksine zamanla dayanıklılık kazanıyor olması.(ABD de bt genli pamuk ekili alanlarının bir kısmında, pamuk koza kurdunun etkili olarak kontrol edilemediği gözlendi-Alam 1999)

Yabacı otlara dayanıklı genlerin aktarıldığı bitkilerin diğer canlılar ( uğur böceği) üzerinde öldürücü etki yaptığı gözlendi ( Steinbrecher,1996)

Böceklere ve yabancı otlara dayanıklılık geni aktarılmış bitkiler, zamanla o böcekler ve yabancı otlarda dayanımı arttırdığı için çok daha fazla tarım ilacı kullanılmasına yol açabiliyor. Yabani otlara karşı dayanıklılık geni aktarılmış bir bitkinin değiştirilmiş genleri rüzgar, kuş, böcek,arı vs. gibi etkenlerle başka bitkilere bulaşıyor ve bu geni almış yabancı otlar savaşılması güç bir şekilde çoğalıyorlar.

Ayrıca yabani ot ilacına dayanıklı genler aktarılmış bir ürünün yetiştiği tarlaya ertesi yıl farklı bir ürün ekildiğinde, tarlada kalan geçen yılın GDO lu ürünü yeni ürün için yabancı ottur. Ancak eski GDO lu yabani otlara dayanıklı olduğundan çiftçi için büyük sorun yaratıyor ve yeni ürüne şans tanımıyor, onunla mücadele etmek imkansızlaşıyor.

(Yabancı otlara doğru gen kaçışı nın kolza ve pancarda belirginleşmesi Fransa Tarımsal Araştırmalar Ulusal Enstitüsü'nün (INRA) yabani otlara dayanıklı tüm kolza varyetelerini stoktan çıkarmasına neden oldu.)