domuz gribi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
domuz gribi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2009 Pazar

Domuz gribinin belirtileri ve domuz gribinden korunma yolları

Domuz gribi, İnfluenza A virüsünün neden olduğu ve domuzlarda salgınlara neden olan bir solunum hastalığıdır. Domuzlardan insanlara bulaşabilmektedir. Bu yazımızda domuz gribinin belirtilerini ve domuz gribinden korunma yollarını açıklayacağız.

Domuz gribinin belirtileri nelerdir?

Domuz gribinin belirtileri normal insan gribi belirtilerine benzer. Bunlar
- Ateş,
- Öksürük,
- Boğaz ağrısı,
- Burun akıntısı,
- Vücut ağrıları,
- Baş ağrısı,
- Titreme halsizlik,
- Kusma,
- İshal.

Geçmişte zatürree ve solunum yetmezliği gibi ciddi hastalık ve ölümlere neden olduğu bildirilmiştir.

İnsandan insana nasıl bulaşır?

Domuz gribinin A/(H1N1), mevsimsel gribin bulaştığı gibi bulaşmakta olduğu düşünülmektedir. Kişiden kişiye genellikle öksürme, hapşırma gibi solunum yoluyla bulaşır. Bazen de hasta insanların ağız ve burunlarına temas etme yoluyla da bulaştığı bildirilmiştir.

Hasta bir kişinin öksürüğü ya da hapşırığından çıkan damlacıkların masa gibi bir yüzeye temas etmesinin ardından başka bir kişinin bu masaya elle dokunması, ardından ellerini yıkamadan gözlerine, ağzına veya burnuna dokunması sonucu hastalık kişiden kişiye geçebilir.

Hasta kişi, hastalık belirtileri görülmeden 1 gün önceden başlayarak; hastalandıktan sonraki 7 gün ve daha fazla gün boyunca bulaştırıcıdır. Bu da kişinin domuz gribi hastalığına yakalandığını daha henüz öğrenmemişken bulaştırıcı olduğunu göstermektedir. Çocuklar, özellikle küçük çocuklar, potansiyel olarak daha uzun süre bulaşıcı olabilir.

Hastalığa yakalanmamak için ne yapmak gerekir?

İnsanlar için geliştirilmiş bir aşısı henüz yoktur. Hastalıktan korunmak için rutin önlemleri uygulamak gerekir.

Bu önlemler:
- Öksürdüğünüzde ya da hapşırdığınızda ağzınızı ve burnunuzu bir kağıt mendille kapatınız. Kullandığınız mendili hemen çöpe atınız.
- Öksürdükten veya hapşırdıktan sonra ellerinizi bol su ve sabunla yıkayınız. En az 15 ila 20 saniye yıkama önerilir. Alkolle temizleme de tercih edilebilir.
- Ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dokunmaktan kaçının. Çünkü virüs ellerinizle başka kişilerle tokalaşma yoluyla da bulaşabilmektedir.
- Hasta kişilerle yakın temastan kaçının.
- Genel sağlığınıza dikkat ediniz.
- İyi uyuyun, fiziksel aktivitelerde bulunun, stresten kaçının, bol sıvı alın ve iyi beslenin
- Bu hastalıkla kontamine olmuş olabilecek yüzeylere temas etmekten kaçının.

Dünya Sağlık Örgütü seyahat eden kişilere neler tavsiye etmektedir?

Dünya Sağlık Örgütü uluslararası seyahatlerin kısıtlanmasını tavsiye etmemektedir. Her zaman olduğu gibi hasta olan kişilerin uluslararası yapacakları seyahatleri ertelemeleri ve uluslararası seyahat dönüşü hastalık belirtileri görülen kişilerin ise sağlık kurumlarına başvurmaları konularına dikkat etmeleri istenmektedir. Seyahat eden kişilere enfekte olma tehlikesine karşın kalabalık ve kapalı mekânlardan uzak durmaları ve akut solunum yolları enfeksiyonları olan insanlarla yakın temastan kaçınmaları tavsiye edilmektedir. Hasta olan kişilerle temastan sonra ve bu kişilerin bulundukları ortamlarla temastan sonra ellerin yıkanması hastalık riskini azaltacaktır. Ayrıca hasta insanlar hastalığın yayılmasını önleyici uygun davranışlar sergilemeye davet edilmektedir.(Sağlıklı insanlardan uzak durmak, elleri yıkamak ve öksürükle/hapşırıkla bulaşmayı engellemek için kâğıt mendil ve maske kullanmak).

Domuz gribinin tedavisi var mı?

Oseltamivir veya zanamivir kullanımı domuz gribinin önlenmesinde CDC tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmeye başlamasından itibaren ilk 2 gün içinde başlanması gerekir.

Domuz gribiyle ilgili komplo teorileri


ABD ve Avrupa’ya sıçrayan Meksika kökenli domuz gribi paniği sürüyor. Meksika’da şu ana kadar 100′den fazla kişi hayatını kaybetti. Domuz gribi insan gribiyle aynı belirtiler gösteriyor. Yani öksürük, ani ateş, baş ağrısı, kas ağrıları şeklinde başlıyor.

İlk defa Meksika’da görülen grip ABD, İngiltere, Fransa, İsrail, Yeni Zelanda gibi ülkelerde görüldü. Yunanistan acil önlemler aldığını duyurdu.

Meksika’dan ABD’ye ve dünyanın birkaç ülkesine daha sıçrayan domuz gribi paniği büyüyor. Meksika’da ölü sayısı 149′u bulurken, eğitim-öğretime ara verildi. ABD Başkanı Barack Obama’ya Ulusal Antropoloji Müzesi’ni gezdiren Meksikalı ünlü arkeolog Felipe Solis’in (65) de domuz gribinden öldüğü şüphesi salgının biyolojik silah saldırısı olduğu yönünde komplo teorileri ne yol açtı.

Solis’in kalp krizinden öldüğü açıklansa da, domuz gribine yakalanmış olabileceği söylentileri yayıldı. Bu söylentiler üzerine Beyaz Saray, Başkan Obama’nın 16-17 Nisan’da Meksika’ya ekonomik işbirliği toplantılarına katılmak için gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ölümcül salgın hastalığa yakalanmadığını açıkladı. Bu arada internet bloglarında, domuz gribinin hızlı yayılmasına neden olan genetik yapısından dolayı (kuş, domuz ve insan gribi kombinasyonu) insan eliyle yapılmış olabileceğine spekülasyonlar yapılıyor. Aşırı nüfus artışından endişe eden siyasi liderlerin, insanları süper bir virüs salgınıyla öldürerek nüfus planlaması sorununu çözmeye kalkışabilecekleri bile yazılıyor.

Küresel dayanışma çağrısı

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü, ABD’de 40, Meksika’da 26, Kanada’da 6, İspanya’da da 1 olmak üzere dünya çapında şu an için doğrulanan 73 domuz gribi vakası olduğunu bildirdi. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), domuz gribi nedeniyle tüm ekiplerini birinci derecede alarm durumuna geçirdi. Örgüt, domuzlardaki durumun derhal kendilerine iletilmesini ve numunelerin laboratuarlarına gönderilmesini talep etti.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, “Gerçekten bir domuz gribi salgınıyla karşı karşıyaysak, buna karşı küresel dayanışma göstermeliyiz. Hiçbir ülke böyle tehditlerle tek başına baş edemez” dedi.

Domuz gribine ozon tedavili çözüm


Uzmanlar, dünyada yaygın olarak doğal bir tedavi olarak uygulanan ozon tedavisinin domuz gribi ve tüm grip türleri üzerinde etkili koruyucu bir önlem olmakla kalmadığını aynı zamanda ozonun domuz gribi ve diğer tip grip virüslerini çevreleyen lipit yapılarını parçalayarak virüslere zarar verdiğini belirtiyor.

Domuz gribi korku salmaya devam ediyor. Hastalığa yakalananların sayısı son araştırmalara göre 272 bini geçti, 3 bin 400 kişi de hayatını kaybetti. Peki, bu korkunç hastalığa bir çözüm yok mu? Yeni geliştirilen aşı fayda gösteriyor mu?

Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme, yorgunluk ve ishal gibi belirtiler gösteren A/H1N1 virüsünün (domuz gribi) sıcak iklimlerde barınmaması ve daha çok kış aylarında görülmesi sebebiyle önümüzdeki aylar oldukça önem taşıyor diyen Dr. İsmail Ağar; okulların açılması, kapalı mekânlarda ve topluluk içinde bulunma sıklığının artması, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi salgın hastalıkların yayılma hızını arttıran koşulların kış aylarında artış göstereceğini dolayısıyla konu hakkında ciddi önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor.

Domuz gribine karşı ozon aşısı

Dr. İsmail Ağar, Ozon aşısının domuz gribi ve diğer tip grip türleri üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor; dünyada ozon tedavisi mevcut koruyucu tedbirlere ekleniyor. Çünkü ozon tedavisi zarflı virüs yapısında olan domuz gribi ve diğer tip griplerin virüslerini çevreleyen lipit yapılarını parçalayarak virüslere zarar vermektedir. Bu nedenle domuz gribi ve diğer virüslerin vücuda verdiği zarar önemli ölçüde azalmaktadır.

Ozon tedavisi vücut direncini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklık sistemi hücrelerinden sitokin salınımını arttırır, birçok hastalığa karşı koruyucu kalkan oluşturur. Ozona hassas birçok virüs grubuna karşı koruyucu özelliği bu virüslerin sayısını azaltmakta veya yok edebilmektedir.

Ozon tedavisi, domuz gribi hastalıklarda vücudun direnç sistemini geliştiren bir tedavidir ve mevcut koruyucu önlemlere eklenmesi ciddi fayda sağlamaktadır

Öte yandan kış mevsiminde salgınlara neden olan Grip “influenza” virüsü solunum yoluyla insan vücuduna girmesiyle oluşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Gribin hafif ya da şiddetli olarak geçirilmesi kişinin bağışıklık sisteminin gücüyle bağlantılıdır.

Doğal ve yan etkisiz bir tedavi olan ozon uygulaması tüm enfektif ajanlara karşı savunma sistemini güçlendiren tedavi, bağışıklık sistemini güçlendiren koruyucu önlemdir.

Domuz gribine doğal tedavi

Tatlı sektöründe faaliyet gösteren Seyidoğlu, vücut direncini arttırdığı bilinen tahin,pekmez ve reçelden oluşan paketi bir aylığına 11,95 TL'ye piyasaya sürdü. Seyidoğlu Genel Müdürü Mehmet Göksu, son günlerde artan salgın hastalıklara karşı uzmanların vücut direncini artırıcı gıdaları önerdiğini belirterek, "Biz de dar gelirli vatandaşların alabilmesi için sadece bir aylığına piyasaya böyle bir ürün sürmeye karar verdik." dedi.

Göksu, yaptığı yazılı açıklamada "Tahin, pekmez ve reçel üçlüsü gerek sahip olduğu vitamin ve proteinler bakımından vücut direncini artırıcı bir rol oynuyor. Salgın hastalıklara yakalanma durumunda vücut direnci yüksek hastalar daha çabuk iyileşebiliyor. Anne Babalar kahvaltı sofralarında tahin ve pekmezi mutlaka bulundurmalı. Çocukların gelişimi açısından bu gıdalar büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı. Son günlerde gündemden düşmeyen Domuz Gribi'nden korunmak için de önerilen gıdalar arasında tahin ve pekmezin yer aldığını ifade ederek, "Uzmanlara danışarak salgınlara karşı vatandaşı zinde tutacak koruyucu bir set hazırladık. Sofralarınızda bu gıdaları eksik etmeyin, soğuk havalara ve hastalıklara karşı korunun." diye konuştu.

Göksu'nun verdiği bilgiye göre, iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağı olan pekmez, yoğun mineral içeriyor. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılıyor. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, tüberkülozlu hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin diyetinde yer alması öneriliyor. Susamdan elde edilen tahin ise, yağ, yüksek değerli protein ve B vitaminleri içermesinden dolayı en az et ve süt kadar kıymetli bir gıda sayılıyor. Vücudun protein, vitamin, kalsiyum, fosfor ve demir ihtiyacını giderilmesine önemli katkı sağlayan tahin, kan yapımını, kemik gelişimini destekleyerekr kansızlığın giderilmesine destek veriyor

Domuz gribi olursam ne yapmalıyım?


Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen 112 yi arayın, evden dışarıya çıkmayın, sağlık ekiplerinin size ulaşmalarını bekleyin.

Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?


Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:

* Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
* Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
* Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
* Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
* Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
* Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.

Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?

Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme ve
Yorgunluk
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir

Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?


Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir

24 Ekim 2009 Cumartesi

"Domuz gribi aşısı 5 bin kişide denendi"


İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdiken, risk grubunda olan insanların aşı olması gerektiğini söyledi.

Demirdiken, yan etkisi bulunmayan ilaç olmadığını, H1N1 için üretilen aşının da yan etkilerinin olacağını, ancak bu yan etkilerin aşının sağlayacağı yarar karşısında ihmal edilebilir düzeyde olması gerektiğine dikkat çekti.

Demirdiken, ''Oda olarak, aşıyla ilgili bilimsel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Türkiye'ye gelecek olan aşı bugüne kadar beş bin kişinin üzerinde denendi. Kabul edilemez bir yan etkisine de rastlanmadı'' şeklinde konuştu.

Salgının yaygınlaşmadan önce aşılamanın belli risk gruplarında önemli fayda getireceğini ifade eden Demirdiken, Türkiye'de saptanan vaka sayısının 480 civarında olduğunu, hastalığın yaygın olmasının ölüm oranın yüksek olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.

RİSK GRUBUNDAKİLER AŞILANMALI
Demirdiken, özellikle hamile, aşırı kilolu ve kronik hastalıkları olanların risk grubunda olduğunu ifade ederek, ''Özelikle altı aydan 24 yaşa kadar olanlar, altı aydan küçük bebeklere bakanlar, hamileler, 24-65 yaş arasında kronik hastalığı olanlar ve sağlık çalışanlarının aşı olması gerekmektedir'' şeklinde konuştu.

H1N1 virüsünden korunmanın en etkin yolunun ellerin yıkanması olduğunu ifade eden Demirdiken, öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnun kapatılması gerektiğini, sokakta maske takıp gezecek kadar sorunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

Vakanın görüldüğü okulların kapatılması yerine lokal çözüme gidilmesi gerektiğini vurgulayan Demirdiken, yurt dışında okulları komple tatil etmek yerine vakanın görüldüğü sınıftaki öğrencilerin evlerine gönderildiğini, aksi taktirde bunun önünün alınamayacağını belirtti.

KURBAN BAYRAMI YAKLAŞIYOR, DİKKAT!
Yaklaşan kurban bayramında insanların bayramlaşmak için çok fazla temas halinde olacağına vurgu yapan Demirdiken, herkesi hem kendisini hem de başkalarını korumak için daha dikkatli olmaya çağırdı.

'Domuz gribine karşı bilinçsiz antiviral kullanmayın'


EKMUD Başkanı Prof. Dr. Gaye Usluer, mevcut antiviral ilaçların yeni grip virüslerine karşı etkili olduğunu, ancak bu ilaçların mutlaka sağlık personeli tarafından reçete edilmesi halinde kullanılması gerektiğini söyledi.

ANKARA - Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlığı Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Gaye Usluer, direnç geliştireceği için antivirallerle korunmanın birincil hedef olarak asla düşünülmemesi gerektiği uyarısında da bulundu.

Sağlık Bakanlığı'nın Bilim Kurulu üyesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi de olan Usluer, dünyada domuz gribi salgınına yol açan A (H1N1) virüsünün mevsimsel gribe göre yüksek atak hızına ve özellikle 5-25 yaş arasındakilerde hızlı yayılıma sahip olduğunu söyledi.

Domuz gribinin genel olarak hafif belirtilerle seyrettiğini, ancak bazı olgularda daha ağır bir seyir izleyebildiğini kaydeden Usluer, hastalık süresince ortaya çıkan istenmeyen gelişmeler (komplikasyon) nedeniyle hastaların hayatını kaybedebildiğini anlattı.

Usluer, hastaların yüzde 15'inde grip ilişkili zatürre ve benzeri komplikasyonlar geliştiğini, yüzde 5'inin de yine bu komplikasyonlar nedeniyle hastaneye yatırıldığını belirtti.

Salgın yapan domuz gribi virüsüne bağlı yüzde 0.1-0.2 oranında ölüm bildirildiğini kaydeden Usluer, ''Atak hızı özellikle genç ve risk faktörü taşımayanlarda daha yüksek. Kişilerin zemindeki hastalıkları ve bağışıklık sistemleri hastalığın seyrini önemli ölçüde belirliyor'' dedi.

Prof. Dr. Usluer, mevsimsel gripte atak hızının yüzde 5-15 arasında değişmesine karşın, domuz gribinde bu atak hızının yüzde 30 olarak tanımlandığını ifade ederek, ''Hastalıkta kuluçka süresi 1-7 gün arasında değişiyor. Hastalar belirti ve bulguların ortaya çıkışından bir gün önce başlayarak 5-7 gün boyunca bulaştırıcı oluyor. Çocuklarda, yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda ve
bağışıklık sistemi yetersiz kişilerde bu süre daha uzun olabiliyor'' şeklinde konuştu.

''EN GEÇ 48 SAATTE TEDAVİYE BAŞLANMALI''
''Mevcut antiviral ilaçların yeni grip virüslerine karşı etkili olmasının tedavide önemli bir avantaj olduğunu'' kaydeden Usluer, şunlara dikkati çekti:

''Ancak bu ilaçlar mutlaka sağlık personeli tarafından reçete edilirse kullanılmalıdır. Domuz gribine karşı oseltamivir ve zanamivir etken maddeli iki antiviral ilaç etkili, ancak virüs amantadin ve rimantadin isimli antivirallere karşı dirençli. Antiviral tedavi ile grip ilişkili istenmeyen durumların gelişmesi engellenebilir. İstenen etkinliğin sağlanabilmesi için bulgular ortaya
çıktıktan sonra en geç 48 saat içinde tedaviye başlanmalıdır, ancak direnç geliştireceği için antivirallerle korunma birincil hedef olarak asla düşünülmemelidir. Yaygın ve kontrolsüz antiviral kullanımı, antivirallere direnci artıracaktır.''

Domuz gribi aşısının güvenilirliği ve özellikle aşının içerdiği ''skualen'' maddesi ile ilgili tartışmalara da değinen Usluer, Türkiye'de adjuvan (aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde) olarak, ''skualen'' maddesini içeren H1N1 inaktif aşısının uygulanacağını belirtti.

Usluer, ''Skualen bir çok aşıda kullanılan, deneyimin olduğu bir adjuvandır. Kayron firmasının 1997 yılında ürettiği, skualen içeren grip aşılarının, uygulanan 20 milyon dozunda ciddi bir yan etki görülmemiştir'' şeklinde konuştu.

Türkiye'de domuz gribi aşısının Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri çerçevesinde risk gruplarına uygulanacağını hatırlatan Usluer, aşının eczanelerde satılmayacağını, sadece sağlık kuruluşları tarafından uygulanacağını söyledi.

KORUNMA
Usluer, domuz gribinden korunmak için el hijyenine dikkat etmek, kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçınmak, hapşırırken ve öksürürken ağzı mendille kapatmak gerektiğini bildirdi.

Hasta kişilerin maske kullanmalarını da öneren Usluer, ameliyathane tipi maskelerin korunmada yeterli olduğunu, özel koruyucu N95 tipi maskeye gerek bulunmadığını söyledi.